Valletta Gezilecek Yerler

Malta’nın başkenti Valletta, zengin ve muazzam bir geçmişe sahip, birçok hükümdarın elinden geçmiş ve her iki Dünya Savaşında da bir üs olarak hizmet vermiş bir kaledir. Zengin, sanatsal bir kültüre sahiptir ve bir zamanların Avrupa Sanat Kenti ve Dünya Mirası Kenti olarak bilinmektedir. İşte bu şaşırtıcı ve muhteşem mirasın görülmesi gereken yerlerini sizler için derledik. Farklı kültürlerin, modern yapıyla birleştiği Valletta şehrinde yapacağınız tatilin keyfini, şimdiden çıkaracağınızı temin ederiz.

Casa Rocca Piccola

Asil De Piro ailesinin şu anki evi Casa Rocco Piccola, günlük turların yapıldığı 16. yüzyıldan kalma bir saraydır. Saray şaşırtıcı derecede güzel, çok iyi korunmuş ve turlar eşsiz bir tarihsel bakış açısı sağlayan inanılmaz bilgilendirici özelliklere sahiptir. Dünya Savaşı’ndan iki hava saldırısı sığınağı da yakın zamanda kamuya açık bir şekilde hizmete girmiş ve savaş zamanına büyüleyici bir bakış atmanızı sağlamıştır. Turları düzenleyen firmalar saray hakkında son derece bilgili ve soruları kolaylıkla yanıtlayabiliyorlar, böylece ziyaretçiler üst sınıf Malta yaşamının canlı bir resmini görebilme şansını elde ediyorlar.

Ulusal Savaş Müzesi

1552 yılında inşa edilen, denize bakan bir yıldız kalesi olan Fort St. Elmo’da bulunan Ulusal Savaş Müzesi, Dünya Savaşı’ndan Tunç Çağı’na kadar uzanan askeri teçhizat ve nesneler içeriyor. Malta’nın İkinci Dünya Savaşı’ndaki önemli rollerine iki salon ayrılmıştır. Bu salonlarda sergilenen müzenin en önemli üç ikonunu görebilirsiniz. Gloster Sea Gladiator avcı uçağı, Roosevelt’in Jeep ‘Husky’sii ve Malta’da George Cross’a yüceltme ödülü bu ikonlara verilmiş isimlerdir. Müze 2014 yılında kapanmış ve Mayıs 2015’te daha da büyük bir koleksiyonla yeniden açılmıştır. Bu nedenle şimdiye dek hiç olmadığı kadar görülmeye değer özelliklere sahiptir.

Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi

Aziz John (16. Yüzyıl) emrine dayanan güzel sanat eserleri ile Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi, sanatın bütün güzelliklerini hayran bırakacak şekilde sunan özelliklere sahiptir. Binanın kendisi tarihi bir yapıdır. Aslen Valletta’nın en eskilerinden biri olma özelliğinin yanı sıra, 1760’larda Şövalye’ye tahsil edimek üzere büyük ölçüde yeniden inşa edilmiştir. 1500’den günümüze kadar yaşayan pek çok sanatçı tarafından yapılmış nadir eserler, antika haritalar ve sanat eserleri koleksiyonuyla Barok sanatçısı Mattia Preti’nin (1613-1699) en büyük resim koleksiyonuna ev sahipliği yapmaktadır.

Victoria Surları

Malta’nın gayri resmi Çin Seddi olarak tanınan Victoria Surları, adanın kuzeyini güneye doğru bölen savunma kuleleriyle donatılmıştır. 19. Yüzyılda İngiliz Ordusu tarafından inşa edilen surlar, güneydeki duvarları ile liman tesislerini kuzeyden gelen saldırılara karşı korumuştur. Surların büyük bir kısmı çökmüş, ancak güdümlü yürüyüşler, (isteğe bağlı olarak, yürüyüş uzunluğu ayarlanabilir) hâlâ ayakta duran surlar boyunca yapılabilmektedir. Adanın tamamında da yürüyebileceğinizden, Victoria Surları’nın sunduğu muhteşem manzaralara şahitlik edebilirsiniz.

Assisi Aziz Francis Kilisesi

Valletta’daki büyük ve güzel Assisi Aziz Francis Kilisesi, oldukça karmaşık bir geçmişe sahiptir. 1598 yılında inşa edilen, 1607 yılında açılan, İtalyan Büyük Usta Gregorio Carafa tarafından 1681 yılında yeniden inşa edilen ve sonunda 1920’lerde Emanuel Borg tarafından genişletilen, kademeli inşaat safhaları ile oluşturulmuş tüm katmanları görebilme imkanı sunmaktadır. Giuseppe Calì ve Gianni Vella’nın fresklerini ve ayrıca Mattia Preti, Pietro Gagliardi ve Filippo Paladini’nin tablolarını içeren değerli eserler sergileniyor ve kilisede görülmesi gereken oldukça çok yer mevcut durumdadır.

Manoel Tiyatrosu

Valletta’daki önemli bir sahne sanatları mekanı olan Manoel Tiyatrosu’nun Avrupa’nın en eski tiyatrolarından biri olduğu söylenmektedir. Altın yapraklarla süslenmiş üç katlı ahşap kutu ve yuvarlak bir kubbeye benzeyen soluk mavi bir ‘’trompe-l’oeil’’ (gözü yanıltan illüzyonist resimler için kullanılır ve ‘gözü aldat’ anlamı taşır) tavan ile oval şekilli bir oditoryuma sahiptir. Yıllar boyunca birçok değişikliğe rağmen mimari özelliklerinin çoğunu korumuş ve çok özel bir yapıdır. Tiyatro, opera, pandomim ve müzikal de dahil olmak üzere, hem İngilizce hem de Maltaca gösteriler düzenlenmektedir.

Aziz John Katedrali

Malta’nın kiliselerinin en karmaşık bölgesi olan Aziz John Katedrali, Malta Şövalyeleri tarafından 1573-1578 yılları arasında inşa edilmiştir. Valletta’da çok sayıda önemli bina tasarlayan ve yüksek Barok mimarisinin en güzel örneklerinden biri olarak kabul edilen askeri mimar Glormu Cassar tarafından tasarlanmıştır (iç mekânın süslü detayı büyük ölçüde İtalyan Barok sanatçısı Mattia Preti’nin eseridir). Katedral şövalyelerin her bölümünün koruyucu azizlerine adanmış sekiz şapelden oluşmaktadır. Tüm mermer zemin, yaklaşık 400 şövalyeye ev sahipliği yapan bir dizi mezar olup, katedralin altında bir kilise bodrumu bulunmaktadır.

Büyük Liman

Büyük Liman, 1530’dan 1798’e kadar Aziz John Nişanı’nın temeli olarak hizmet etmiş ve surların büyük çoğunluğu bu zaman zarfında inşa edilmiştir. Aslen doğal bir liman olan bölge, İkinci Dünya Savaşı sırasında rıhtımları yok etme çabalarıyla vahşice bombalanmışlar. Tersane hala işlevseldir ve şu anda tarihi önemi olan alanları korumak için bir restorasyon geçirmektedir. Ziyarete açıktır.

Üst ve Alt Barrakka Bahçeleri

Sütunlu üst Barrakka Bahçeleri, Büyük Liman’ın üzerinde inanılmaz bir manzara sunmaktadır. 16. yüzyılda dinlenmek ve rahatlamak isteyen şövalyeler için bir yer olarak tasarlanılmış ve bugün çok sayıda bankların konulması ile hareketli şehirden hoş ve gölgeli bir inziva yeri haline kavuşturulmuştur. Aşağıdaki teras, öğle vakti her gün kanonun ateşlediği Saluting Bataryası’na ev sahipliği yapmaktadır. Aşağı Barrakka Bahçeleri, turistler tarafından Yukarı Bahçelerden çok daha az ilgi çekicidir ve bu da onları harika bir gizli mücevher haline getirmektedir. Bazen az bilinenler, çok bilinenlerden daha kıymetli olabilmektedir.

Büyük Usta Sarayı

Malta savaş tarihi ile ilgilenen herkes için kesin bir ilgi noktası olan Büyük Usta Sarayı, 16. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar olan dönemin en önemli yapılarından biridir. Büyük Usta tarafından sunulan zenginlik sembolü, sarayın iç kısmında çok süslü malzemelere ve eserlere serpiştirilmiştir. Cephanelik bölümüne girilebilmektedir. Böylece 16. yüzyıldan beri askerler ve şövalyeler tarafından kullanılan beş binden fazla zırh ve ekipmanın muazzam bir koleksiyonunu görebilirsiniz. Ayrıca dünyadaki “Les Teintures des Indes” başlıklı 18. yüzyıldan kalma ünlü Fransız Goblen halılarından oluşan eksiksiz ve sağlam bir koleksiyonu da içinde barındırmaktadır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here